Söylemden Fazlası

BLOG

Söylemden Fazlası

Hatalarımız karşılığında bedel öderiz, ödemeliyiz. Ama bazı hataların bedeli çok ağır ödenir. Günübirlik yaşamanın, kısa vadeli düşünmenin, geniş açıdan bakamamanın, stratejik düşünememenin, kısa vadeli kazanç peşinde koşmanın bedeli çok ağır ödenebilir.

Gündemdeki en önemli olaylardan birisi Filistin  – İsrail arasındaki gerginlik. İsrail kendisine ülke edindiği toprakları savaşsız, kansız aldı, topraklarının bedelini parasıyla ödedi. Filistinliler topraklarını kendileri sattı. Bir zamanlar yapılmış olan bu hatanın bedelinin bu denli ağır olabileceğini Filistinlilerden o zamanlar tahmin edenler olmuştur mutlaka. Olduysa acaba neden toprak satışının önüne geçilmedi veya geçilemedi? Önümüzde böyle bir örnek varken, bizim ülkemizde de yabancıya toprak satışı serbesttir. Hatta ülkemizde yabancılara satılan toprağın en fazlasını Yahudilerin satın aldığı söylenmektedir. Bugün için toprağı satanın da, izin verenin de kendine göre haklı nedenleri vardır. Büyük olasılıkla bir zamanlar Filistinliler için de durum aynıydı.

İsrail çok güçlü. Gücünün sınırlarının tam olarak bilindiğini de sanmıyorum. Hem parasal, hem askeri, hem de teknolojik olarak güçlüler. Ama İsrail’in gücü paradan, askeri güçten, gelişmiş teknolojisinden gelmiyor. Güçleri, birliklerinden, büyük amaçlarına bağlıklarından ve bir davaya adanmışlıklarından geliyor. Tüm dünyaya yayılmış olan Yahudiler aynı noktaya bakıyor. İsrail’de iş başına gelen tüm hükümetler aynı amaca hizmet ediyor; yeni gelen hükümet gidenin bıraktığı yerden devam ediyor. Hükümet Tel Aviv’den, yalnız İsrail’i değil, tüm dünyadaki Yahudileri kapsayan bütünü yönetiyor.

Bir milleti güçlü kılmak için önce ortak amaçlar etrafında toplamak, milli birliği sağlamak, ortak paydada buluşturmak gerekir. Sanayideki, teknolojideki, ekonomideki gelişmişlik gerekli olmakla birlikte ortak paydada buluşmayan, ortak amaçlar edinmemiş milletler için pek bir anlamı yoktur. Kurtuluş savaşımız belirtilen alanlarda çok gelişmiş ülkelere karşı verilmiş ve kazanılmıştır.

Yaklaşık iki yıldır tüm dünya pandemi ile mücadele ediyor. Gündeminde pandemi olmayan neredeyse hiçbir ülke yok. Doğal olarak, uluslararası sisteme adapte olmuş bir ülke olarak biz de payımıza düşeni yaşıyoruz. Aksi yönde demeçler veriliyor olsa da, zengin ve eğitimli milletler bu süreci daha az sıkıntı çekerek atlatıyorlar. Ülke olarak biz ekonomik gerçeklerle salgın gerçeği arasına sıkıştık kaldık. Hükümet ne ipleri gevşetebiliyor ne de tam kapanmayı uygulayabiliyor. Rakamları değiştirmek, yalnızca moral pompalamaya çalışmak, bir şeyleri yok saymak veya yokmuş gibi davranmak gerçekleri değiştirmiyor.

Gerçekten güçlü olabilmek için toprakları satmaktan, özelleştirmekten, varlıkları bir bir elden çıkartmaktan daha fazlası yapılmalı. Her geçen gün gelişmiş ülkelere yetişebilmek, onlarla boy ölçüşmek için çok daha fazla çalışma zorunluluğu ortaya çıkıyor, onlarla aramız çok daha fazla açılıyor. Günü kurtarmaya çalışmaktan daha fazlasını yapmalıyız. Daha fazla çalışmalı, daha fazla dürüst olmalı, daha gerçekçi olmalı, daha az tüketmeli, çok daha fazla üretmeli, daha fazla düşünmeli, daha fazla sorgulamalı, eğitime daha fazla yatırım yapmalı, dışa olan bağımlılığımızı çok daha fazla azaltmalı, milli çıkarlarımızı daha fazla gözetmeli, bugünkü arzu-istek-rahatımız için hiçbir şekilde geleceğimizi ipotek altına alacak bir işe kalkışmamalı ve milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirilmeliyiz. Bilinmeli ki, vatandaştan helallik isteyerek vatandaşın mağduriyeti ortadan kalkmaz, “Allah affetsin” diyerek yapılan hataların sorumluluğundan kurtulunmaz, öyle söylendi diye daha zengin veya daha güçlü olunmaz.

Bir yapının başarılı olması iyi yönetimden geçer. Yönetimler gerçekçi olmadıkça, başarıyı objektif kriterlerle ölçmedikçe, denetime açık olmadıkça, hesap vermedikçe, başarısızlığı göremedikçe, başarısızlığı görmek istemedikçe ve kabul etmedikçe yönettikleri yapıyı geri götürmekten fazlasını yapamaz. Gerçekleri görmedikçe ve kabul etmedikçe, sorgulamadıkça, hesap sormadıkça, çalışmadıkça, üretmedikçe, düşünmedikçe, yarınlar için bugünkü rahatı terk edemedikçe gelişmek, daha güçlü olmak, gelecek nesillere iyi bir miras bırakmak hayaldir, hak değildir.

 

Kamil Bolat

 

Bir yapının başarılı olması iyi yönetilmekten geçer. Sorgulamak, hesap sormak, çalışmak, üretmek, düşünmek, yarınlar için bugünkü rahatı terk edebilmek hem iyi yönetilmeyi sağlar hem de gelişmenin gerekleridir. (K. Bolat)

Sonuçlar ve Sorular

Sonuçlar ve Sorular

Sonuçlar ve Sorular Yıllardır destek vermekte olduğum şirketlerde bütünü ele almanın ve genel sorular sormanın hep...

Sonuçlar ve Nedenler

Sonuçlar ve Nedenler

Sonuçlar, Nedenler Bugün biri diğerinden daha fazla can sıkıcı, can acıtıcı konular var ülke gündemimizde. Ülkemizin...

Dinlemek, Anlamak, Söylemek

Dinlemek, Anlamak, Söylemek

Dinlemek, Anlamak, Söylemek Bir iletişim uzmanı değilim. Ancak 34 yıllık iş yaşantımda yaptığım işler hep iletişimin...

Evet, hayır

Evet, hayır

Evet, Hayır Kabul etme veya reddetme bir insanın irade kullanmasının ve özgürlüğünün icrasıdır. Bu da basitçe “evet”...