Sahiplenme, Sahip Çıkma

BLOG

Sahiplenme, Sahip Çıkma

Ülkemizin gündeminde üst taraflarda bir anlaşmazlık, birbirlerinin ayağına basma ve bunun kavgası hep olmuştur. Üstelik bu kavgaların en şiddetlisi ülkeyi sahiplenenler ve ona sahip çıkanlar arasında olur hep.

Sahiplenme, kendi öz varlığı gibi düşünme, öz varlığı gibi ve hatta ondan daha fazla kollama anlamına gelir. Sahip çıkma ise bir şeyi koruma, kollama, koruyucusu olma davranışıdır. Sağlıklı olduğu sürece sahiplenme de sahip çıkma da çok kıymetlidir, erdemli bir davranıştır.

Sağlıksız bir sahiplenme ve sahip çıkmada korkulan şey “kendinin sanma”dır. “Kendinin sanma” durumunda “hak iddia etme” söz konu olabilir. Oysa sahiplenme ve sahip çıkma, “kendinin sanma”dan daha üstündür, çok daha fazla dikkatli olmayı ve daha fazla sorumluluk hissini gerektirir, emanet alma söz konusudur. Söylendiği gibi “emanete ihanet olmaz.” Bir şeyi sahiplendiğinizde ve sahip çıktığınızda kendi öz varlığınızı koruma ve kollamanızdan çok daha fazlası beklenir. Zira sahiplenme ve sahip çıkma,  sahip olmaktan çok daha üstündür.

33 yıllık iş yaşantımda çok şirketin sahiplenildiğini veya ona sahip çıkıldığını gördüm. Nice yöneticiden, nice çalışandan şirketi koruyup kollama durumunda olduğunu, şirketi kimseye yedirmeyeceklerini işittim. Kendimi bildim bileli nice siyasiler, nice kurum kuruluş yöneticileri, nice sivil toplum örgütü başkanları, nice iş adamları, nice medya patronu, nice farklı statüdeki kişiler ülkemizi sahiplendiğini, ülkemize sahip çıktığını söyledi.

Yine yaşantım boyunca tanık oldum ki, ister şirketler, ister kurumlar, ister ülke olsun, en büyük zararı sahiplendiğini, sahip çıktığını belirtenden görmüştür. Zira bu kişiler ya imtiyaz elde etmişlerdir, ya geniş yetkilerle donanmışlardır, ya garip ilişkiler içine girmişlerdir, ya da normal şartlarda gelemeyecekleri veya getirilemeyecekleri konuma getirilmişlerdir. Ne yazık ki elde ettikleri bu konum, onların en büyük zarar verici olmalarına olanak sağlar. Zararların en büyüğünü, yaraların en derinini onlar açar. Kendimi bildim bileli kendisi için “iyi ki o var” dedirten nice siyasilerin, önemli görevlerdeki nice kişilerin, devleti korumayı kendine görev edinmiş vatanperverlerin (!) ağır tahribatını, bulundukları yapıya ihanetlerini gördüm. Kendi çıkarlarına dokunulduğunda, rahatları bozulduğunda, imtiyazları ellerinden alındığında, en ufak bir şekilde ayaklarına basıldığında sahiplendikleri ve sahip çıktıkları yapıyı nasıl ateşe attıklarını yaşadık. Ne yaptılarsa hep şirketleri içindi, ülkeleri içindi, devletin yüce menfaatleri içindi. Şirket veya ülke adım adım uçuruma doğru giderken sesleri çıkmayan bu yüce gönüllü ve sorumluluk sahibi (!) şahsiyetler kurdukları düzen bozulduğunda veya tekerlerine çomak sokulduğunda dile gelmişlerdir.  

Hangi seviyede ve konumda olurlarsa olsunlar, şirketlerin, diğer kurum ve kuruluşların veya ülkenin, kendisini onun öz malı sanan kişilere ihtiyacı yoktur, olmamalıdır, buna izin verilmemelidir. Yapılar, sahiplenilmekten önce sisteme, prensiplere, kendini tartan, geliştiren bir işleyişe ihtiyaç duyar. Yapılar, sahiplenilmekten veya sahip çıkılmaktan önce sorumluluklarının bilincinde, görevlerini iyi yapan, erdemli, kendini bilir, kafası laf alan, hatalarının cezasını çekmeye ve sonuçlarına katlanmaya razı olan kişilere ihtiyaç duyar. Zira en iyi sahiplenme veya sahip çıkma, üzerine düşeni en iyi şekilde yapmakla olur. Tüm bu sayılanlar yerine getirildikten sonra insanların içinde bulundukları yapıyı sahiplenmesinden daha iyisi olmaz.

Toplum eğitilmedikçe, bilinçlenmedikçe, kendini oluşturan bireyler gelişmedikçe gelişemez. Sürekli kurum ve kuruluşlara, ülke kaynaklarına, devlete sahip çıkacak, onları sahiplenecek fedakar (!) insanlara ihtiyaç duyar. Her şeyin başı eğitimdir. Boşa değildir gelişmiş yapıların en büyük farkının eğitim alanında olduğunu görmek. Eğitilmemiş, bilinçlenmemiş, gelişmemiş, kişiliklerinde büyük boşluklar olan insanlar bir yapıyı, bir kurt bir koyun sürüsünü ne kadar sahiplenir veya ona ne kadar sahip çıkarsa ancak o kadar sahip çıkar veya sahiplenir. Toplumun eğitim ve bilinç seviyesi düştükçe kendisini ve ülkesini sahiplenenler (!) hep olacaktır. Zira, sütün kaymağı ancak süt kadar kaliteli olur.

 

Kamil Bolat

 

“Sahip çıkma ve sahiplenme iyidir. Ancak yapılar, bunlardan önce sisteme, prensiplere, kendini geliştiren bir işleyişe, sorumluluklarının ve görevlerinin gereğini iyi yapan, erdemli, eğitimli ve bilinçli kişilere ihtiyaç duyar. (K. Bolat)

Sonuçlar ve Sorular

Sonuçlar ve Sorular

Sonuçlar ve Sorular Yıllardır destek vermekte olduğum şirketlerde bütünü ele almanın ve genel sorular sormanın hep...

Sonuçlar ve Nedenler

Sonuçlar ve Nedenler

Sonuçlar, Nedenler Bugün biri diğerinden daha fazla can sıkıcı, can acıtıcı konular var ülke gündemimizde. Ülkemizin...

Dinlemek, Anlamak, Söylemek

Dinlemek, Anlamak, Söylemek

Dinlemek, Anlamak, Söylemek Bir iletişim uzmanı değilim. Ancak 34 yıllık iş yaşantımda yaptığım işler hep iletişimin...

Evet, hayır

Evet, hayır

Evet, Hayır Kabul etme veya reddetme bir insanın irade kullanmasının ve özgürlüğünün icrasıdır. Bu da basitçe “evet”...