Korku

BLOG

Korku

Korku, bir tehlike, tehlike olasılığı ya da tehlike olarak algılanan herhangi bir durum karşısında yaşanan duygudur. Bu duygu, canlının kendisinin ve değer verdiklerinin zarar görmesi ihtimali olacağı düşüncesiyle hissedilir. Yani, korku duygusunu yaşatan şey, zarar verecek bir tehlikenin ortaya çıkması olasılığıdır.

Korkuyu ya kendimiz yaratırız ya da bize dışardan verilir, yani öğretilir. Karanlıktan korkmak kendimizin yarattığı korkulardan birisidir. Korkularımızın birçoğu bize öğretilmiştir. Örneğin, cehennem azabından, Allah’tan, polisten, devletten korkmak öğretilmiş korkulardandır. Cehennemin ateşi kendisine anlatılmayan kişi cehennemden korkmaz.

Anne-babadan, mahalledeki bekçiden, öğretmenden, zabıtadan, polisten, karakoldan, karanlıktan, Allah’tan, cehennemden, cinlerden, teröristten, işverenimizden, yöneticimizden, müşterimizden, kendi evlatlarımızdan korkarız. Kendi canımızın veya yakınlarımızın canının yanmasından, malımızı kaybetmekten, rahatımızı kaybetmekten, yaşam kalitemizin düşmesinden, elimizde olup değer verdiğimiz şeyleri kaybetmekten, yaşayabileceğimiz yürek sancısından korkarız. Yani, değer verdiğimiz maddi ve maddi olmayan varlıklarımızın zarar görmesinden korkarız. İşte bu korkular bizi adam eder (!), terbiye eder (!).

Korku tamamen kötü değildir. Makul seviyede ve makul şeylerden korku kişiyi disipline eder. Örneğin toplumdan dışlanma korkusu, sevdikleri tarafından terk edilme korkusu kişileri iyi ilişkiler yürütmeye, ilişkilerinde dikkatli olmaya zorlar. Yasal yaptırımlara maruz kalma düşüncesi, yasalara uymaya zorlar.

Sahip olduklarımıza verdiğimiz değer ve onları kaybetme korkusu bizi hapseder, özgürlüğümüzü kısıtlar. Bu nedenle değerlerimiz, onurumuz, gururumuz, haysiyet ve şerefimiz, vatanımız ve milletimizin çıkarları dışında kaybetmeyi göze alamayacağımız çok şeyimiz olmazsa, o kadar az şeyle korkutuluruz. Büyük amaçları uğruna özgürlüğünden ve hatta canından olmaktan bile korkmayan büyük insanlar gelip geçmiştir tarih sahnesinden.    

Bir şeyden korkmak o şeyden uzak durmayı beraberinde getirir. Bu nedenle korku salma ve korkutma bir yönetim aracı olarak kullanılır. Korku denen araç kullanılarak insanların harekete geçmesi önlenir, sinmesi sağlanır. Bunu yapmak için kişiye, başına gelecekler abartılarak anlatılır, bunların örneklerinden söz edilir. Tarihte, kendisinden önce feth etmek istediği topraklarda yaşayanlara korku salarak insanları sindiren, onları direnmekten alıkoyan ve neredeyse savaşsız olarak toprakları feth etmiş hükümdarlar olmuştur. 1980’li yıllarda gözaltındayken ölümlerden, kaybolmalardan, işkencede ölümlerden, evinden alınıp bir daha kendisinden haber alınamayanlardan, işkencelerde çekilen acılardan söz edilir, bu konuda yazılar yazılır, gazetede haberler çıkardı.

Korkutma ve korku salma, yönetme becerisi olmayan yöneticiler tarafından çokça kullanılır. Özellikle eğitim seviyesi düşük, değerleri güçlü olmayan, sorgulamayan, özgüveni düşük ve kendini yeterince geliştirememiş, yetkinliği düşük olan bireyler çok şeyden korkar ve kolaylıkla korkutulabilir.

Korkunun yerleştiği toplumlarda insanlar devlet yöneticilerini, bakanları, milletvekillerini, iktidarın teşkilat yöneticilerini, iktidar yandaşlarını, işyerindeki yöneticisini, işverenini eleştiremez, onlar çok büyük yanlışlar yapıyor olsalar bile, yaptıklarını masum gösterecek açıklamalar bulup kendilerini kandırırlar. Bu gibi toplumlarda en alt seviyeden en üst seviyeye kadar koltuk sahipleri “ben kimim biliyor musun?” ifadesini bir tehdit olarak sıkça kullanır. Bu gibi toplumlarda bireyler ne yanlışa yanlış diyebilir, ne kişisel özgürlüklerini yaşayabilir, ne doğruyu dile getirebilir, ne de kişisel becerilerini sergileyebilirler. Bu toplumların gelişmesini, ilerlemesini beklemek bir hayaldir.

Korku özgürlüğü kısıtlar, yaratıcılığı, araştırma-geliştirme arzusunu törpüler, itaati arttırır. Korkulardan kurtulmak mümkündür. Değer verdiğimiz, vaz geçemediğimiz varlıklarımızı gözden geçirip onları “vazgeçilebilir” kıldığımızda, daha büyük amaçlar edindiğimizde, daha yüce değerlere kıymet verdiğimizde, kendimizi geliştirdiğimizde, yetkinliklerimizi arttırdığımızda, daha çok sorguladığımızda, insani değerlere daha çok önem verdiğimizde korkularımız azalır, kendimizi daha fazla özgür hissederiz. Korkularımız azaldıkça özgürleşiriz.

Kamil Bolat

 

“Korkularımızın çoğu bizlere öğretilmiştir. Korkularımız azaldıkça özgürleşiriz. Daha yüce değerlere sahip olmak, daha büyük amaçlar edinmek, kişisel yetkinlikleri arttırmak, daha fazla sorgular olmak korkuları azaltır. (Kamil Bolat)

 

Sonuçlar ve Sorular

Sonuçlar ve Sorular

Sonuçlar ve Sorular Yıllardır destek vermekte olduğum şirketlerde bütünü ele almanın ve genel sorular sormanın hep...

Sonuçlar ve Nedenler

Sonuçlar ve Nedenler

Sonuçlar, Nedenler Bugün biri diğerinden daha fazla can sıkıcı, can acıtıcı konular var ülke gündemimizde. Ülkemizin...

Dinlemek, Anlamak, Söylemek

Dinlemek, Anlamak, Söylemek

Dinlemek, Anlamak, Söylemek Bir iletişim uzmanı değilim. Ancak 34 yıllık iş yaşantımda yaptığım işler hep iletişimin...

Evet, hayır

Evet, hayır

Evet, Hayır Kabul etme veya reddetme bir insanın irade kullanmasının ve özgürlüğünün icrasıdır. Bu da basitçe “evet”...