Dinlemek, Anlamak, Söylemek

BLOG

Dinlemek, Anlamak, Söylemek

Bir iletişim uzmanı değilim. Ancak 34 yıllık iş yaşantımda yaptığım işler hep iletişimin çok önemli olduğu işlerdi, hala da öyle. Muhatabınla konuşmak ama derdini anlatamamak çok rahatsız edici bir duygudur ve sanırım herkes için de geçerli olan bir rahatsızlıktır.

Konuşmak ama anlaşamamak yalnız toplumun bir kesiminde yaşanan, yalnız doğru iletişim kurmayı bilemeyen kişiler arasında olan bir sorun değil sanırım. Zira TV ekranlarında, iyi konumlarda olan ve eğitimli birçok kişinin bağrıştığını ama bir sonuç elde edemeden, değerli bir mesaj veremeden saatler harcadığını defalarca izlemişizdir.

Tüm derdimiz kendi söylemek istediğimizi söylemek olduğunda, karşımızdakini önyargılı dinlediğimizde, karşımızdakinin ne demek istediğini anlamak yerine, onun demiş olabileceğini düşünerek cevap verdiğimizde, konuşma sırası karşımızdakine geçtiğinde onun dediklerini dikkate alarak diyaloğa devam edeceğimize kaldığımız yerden devam ettiğimizde, diyaloğa önyargılı girdiğimizde karşımızdakinin hiçbir şansı yoktur; amacımız anlaşmak yerine galip gelmek veya “alt etmek” olduğunda, o tartışmadan bir şey elde etmek mümkün değildir. Ortaya çıkacak olan yalnızca sinir bozukluğu ve zaman kaybıdır.

Anne-baba çocuğu dinlemez; çünkü çocuk yeni yetmedir, akıl oyunu yapıyordur, X-Y-Z kuşağıdır, zaten amacı bir şeyler elde etmektir, zaten daha ne bilebilir ki, zaten anne-babanın aklına ihtiyacı vardır. Eşler birbirini dinlemez; çünkü haklı birçok nedenleri vardır. İşveren çalışanını dinlemez; çünkü o hep ister, her birine zaman ayırmak mümkün değildir, uzun uzun dinleyecek olsa başına iş alır, eninde sonunda konu bir şeyler talep etmesine gelecektir. Yönetici personelini dinlemez; çünkü zamanı yoktur, fazla dinlemeye gelmez, zaten hep konuşur ama iş üretmez. Devlet vatandaşını dinlemez; çünkü o ya şudur, ya da budur, hep bir şeyler isteyendir, hiç memnun olmayandır, şükretmesini bilmeyendir. Partiler birbirini dinlemez; çünkü o karşı taraftır, zaten ne söylesen tersini söyleyecektir.

Kötü diyalogda kişi yalnızca konuşur. Söz hakkını karşısındakine verse bile, karşısındaki sustuğunda onun konuştuklarının üstüne devam etmekten ziyade bir önceki kısımda kendi kaldığı yerden devam eder. Amacı, demek istediğini demektir. Onun için önemli olan girdiği diyalogda kendini tatmin etmek, muhatabını alt etmek, ona üstün gelmektir.

En büyük sorunlardan birisi derdini anlatamamaktır. Bilmek gerekir ki, derdini bir yolla anlatamayan, derdini anlatmak için başka bir yola başvuracaktır. Derdini anlatacak, kendini dinletecek bir yol bulacaktır. Bunun son noktası terördür, başkaldırmadır, kendini zorla dinletmek, dinlemek zorunda bırakmaktır.

Diyalog yolları açık tutulmalıdır. Kişinin kendini ifade etmesine, derdini anlatmasına, taleplerini, istek ve arzularını dile getirmesine, düşüncelerini açıklamasına izin verilmelidir. Aksi durum, derdini anlatamayan kişide iç basıncı arttıracaktır.

Dinlerken ön yargısız dinlemeli, yalnız söylenen dikkate alınmalı, niyet okumaya çalışılmamalıdır. Diyalogda güven önemlidir. İyi bir diyalog için demek istenenler yalın ve net bir şekilde ifade edilmeli, konunun özünden uzaklaşılmamalı, söylemlerde samimi ve gerçekçi olunmalı, dürüst ve düzgün olunmalıdır. Karşımızdaki kişi gerekli gördüğü yerlerde uygun bir şekilde araya girmek isterse ona izin verilmeli, kesintisiz olarak ve çok konuşulmamalı, karşımızdakini sıkmadan söz hakkı muhataba verilmelidir. Karşımızdaki kişinin konu dışına çıkmaması için gereken yerlerde uygun hatırlatmalarda bulunulmalı, diyaloğa girilen kişi ciddiye alınarak, umursayarak, gerekmesi halinde anlamadığımızı samimi bir şekilde dile getirip tekrar açıklama yapmasını isteyerek dinlenmelidir. Muhatabımız konuşmasını tamamladığında onun söylediklerini dikkate alarak, o konuşmanın üstüne kendimizin daha önce söylediklerimizi de düşünerek diyaloğa devam etmeliyiz.

Konuşmak rahatlatır. Düşünerek, söylenecekleri akıl süzgecinden geçirerek, karşındakini ciddiye alarak, nezaket kuralları çerçevesinde, saygıyı elden bırakmadan, samimi ve dürüst bir şekilde derdini anlatmak gerekir. Bunlar iyi bir diyaloğu, iyi bir diyalog demek istediklerimizi aktarabilmeyi, anlaşılmayı, iyi anlamayı ve tüm bunların neticesinde huzuru beraberinde getirir.

Kamil Bolat

 

Diyalog çift yönlüdür. Her iki tarafın da amacı, söylemek istediklerini aktarmak, anlaşılmaktır. Dinlemek, anlamak ve uygun bir şekilde cevap vermek, diyalogdan sonuç alınmasını sağlar. (Kamil Bolat)

Sonuçlar ve Sorular

Sonuçlar ve Sorular

Sonuçlar ve Sorular Yıllardır destek vermekte olduğum şirketlerde bütünü ele almanın ve genel sorular sormanın hep...

Sonuçlar ve Nedenler

Sonuçlar ve Nedenler

Sonuçlar, Nedenler Bugün biri diğerinden daha fazla can sıkıcı, can acıtıcı konular var ülke gündemimizde. Ülkemizin...

Evet, hayır

Evet, hayır

Evet, Hayır Kabul etme veya reddetme bir insanın irade kullanmasının ve özgürlüğünün icrasıdır. Bu da basitçe “evet”...

İlgi ve Etki Alanları

İlgi ve Etki Alanları

İlgi ve Etki Alanları Yalnız insanın değil, tüm kurum ve kuruluşların ve hatta ülkelerin olanak ve kabiliyetleri...